Öğrendim ki, renk körüymüş AŞK
Cuma, Aralık 30, 2005Siyahını çekmiştim üç-beş nöbetlerinin karşı kıyıya, hemen hemen her gece yaparım bunu. Günü teslim ettikçe düne, pembeleri solar çocukluğumun. Dibinde kırılganlıklarıyla birikir, yalnızlığımın cam askerleri.
Asılı kalır gözlerim yıldızlara... kaydıkça bilirim ki, izinde yaldızlanıp dağılır bir çaresizin daha sessiz harfleri.
Büyüdükçe, beyaz düşler bıraktı içimdeki çocuk. Açıldıkça saçlarının örgüsü, kör düğüm oldu heveslerim. Tüm inandıklarım soluksuz!
Kalpten yağmur damlaları ve isminle gökkuşağını çizmiştim beyaz kağıtlara! Toprağa düştükçe ıslak renkleri, şiirler açardı yüreğimin arka bahçesinde. rengarenk olurdu yaşam.
Oysa şimdi
Katili oldum papatyaların. Her yaprağında ayrılığın kan izleri kirletti mavi düş tarlamı. Sular çekildi gözlerimden. Sere serpe ölü çiçekler.
Teninin ateşine daldırıp kirpiklerimi, resmini çizerdim kızıl dokunuşlarının. Sen mi yanardın bende yoksa ben mi kül olurdum teninde bilmiyorum. Renkleri yoktu tenlerin, duvardaki gülüşlerin.
Öğrendim ki, renk körüymüş AŞK
Renklerim, düşlerim yorgun Beyazdan çaldım gecemi
Söylesene, senin ismin ne renkti tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin
Karanlıktayım.