sevgi bağı

hertürlü paylaşıma açık bir ortam. biribirimizle bilgilerimizi sevgilerimizi paylaşarak arttıralım..

10 şey olmadan...

Cuma, Şubat 17, 2006

1.Günah ve harama düşme endişesiyle şüpheli şeylerden uzak durmadıkça....... AKLIN FAYDASI OLMAZ
2.İlmin olmadıkça....ERDEMİN FAYDASI OLMAZ
3.Allah'a karşı alçak gönüllü bir duyarlılık sevgi ve ürperti duyguları taşımadıkça..... KURTULMANIN FAYDASI OLMAZ
4.Adalet olmadıkça... YÖNETİMİN FAYADASI OLMAZ
5.Edep olmadıkça.. ASALETİN FAYDASI OLMAZ
6.Cömertlik olmadıkça.. ZENGİNLİĞİN FAYDASI OLMAZ
7.Güven olmadıkça.. SEVİNCİN FAYDASI OLMAZ
8.Kanaat olmadıkça..... FAKİRLİĞİN FAYDASI OLMAZ
9.Alçak gönüllülük olmadıkça.. YÜKSELMENİN FAYDASI OLMAZ
10.Allah'ın başarıya ulaştırması olmadıkça. ÇALIŞMANIN FAYDASI OLMAZ
Hz ÖMER(R.A)

Peygamber efendimizden 10 nasihat

Salı, Ocak 17, 2006

1-) Hergün okuyabildiğin kadar Kur'an oku, Peygamber (sav)'e de salatı çokca getir.
2-) Beş vakit namaz ile velevki iki rekat ta olsa gece ve kuşluk namazına devam et.
3-) Üzerine farz olan zekatı ver. Az da olsa hergün sadaka ver. Eğer verecek bulamaz isen bu vazifeyi güzel söylemekle yerine getir. Ramazan orucu ile beraber her ayda üçgün oruç tut.
4-) Allah'ın sevdiklerinden olmak istemez misin? Peygamber'in Muhammed (sav)'i, O'nun Ailesini sev, anne ve babaya iyilik yap.
5-) Sen:" Ya Rabbi, Ya Rabbi" deyipte, Allah'ın: "Evet Ey kulum, iste istediğin verilir" dediği kimselerden olmak istemez misin? Ohalde yiyeceğini temizle ki duan kabul olsun. İnsanlara kendinden daha insaflı ol. İnsanlara güzel ahlakla davran.
6-) Duası kabul edilenlerden ve Kıyamet günü sayfası nurla parlayanlardan olmayı istemez misin? Kalbini temizle, "La İlahe İllallah" zikrini çok yap, günahlarına, mü'min erkek ve mü'min kadınlar için tevbe ve istiğfar yap. Allah'ı hatırlamaktan habersiz olanlardan olma.
7-) Allah'a hamdeden, şükreden, O'na yakın olanlardan olmak istemez misin? Şu var ki kul: El-Hamdülillah, derse, Allah: " Kulum Bana hamdetti, Bana şükretti" der. Ohalde: el-Hamdülillahi ve Selamün ala İbadihillezinestafa" zikrini çokça yap.
8-) Allah'a şükredenlerden ve Allah'ın neslini islah ettiği kimselerden olmayı istemez misin? Ohalde şu iki ayetteki duaya devam etmelisin:
A-) " Rabbim, bana ve anama, babama lutfettiğin nimete şükretme, Senin beğeneceğin faydalı bir iş yapmamı gönlüme ilham eyle ve Rahmetinle beni iyi kullarının arasına koy". (Neml:19).
B-) " Rabbim beni, bana ve anama, babama verdiğin nimete şükretmeye razı olacağın yararlı işleri yapmaya sevkeyle, benim için neslimden de salahı devam ettir. Ben Sana yöneldim, Sana teslim oldum." (Akaf:15).
9-) Hem dünyanı hem ahiretini toplayan şeyi sana göstereyim mi? Ohalde Allah'ın emirlerini gücün yettiği kadar yerine getirmeye çalış: " Ey insanlar, ruku edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. " (Hac:77).
10-) Bütün herşeyin özünü göstermemi ister misin? " Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru istikamet üzere ol. "

mevlanadan sözler..

Salı, Ocak 17, 2006

• Ne vakte kadar testinin şekli, biçimi ile üstündeki nakışlarla oyalanıp duracaksın? Testini şeklini, nakşını bırak da içindeki suyu ara.Yani, insanların güzelliklerine, dış görünüşlerine bakma da ahlâklarına, huylarına, tabiatlarına bak.
• Ey gördüğü güzele takılıp kalan kişi!Onun sûretini görüyor, mânâsından, yâni, ahlâkının güzel mi, çirkin mi olduğundan gâfil bulunuyorsun. Eğer akıllı bir adam isen sedefteki inciyi bul .
• Dünyadaki kalp sedefleri, yâni, bedenlerimizin hepsi de can denizinin feyzi ile diridir.
• Ama her sedefte inci yoktur.Gözünü aç da her birinin gönlüne, içine bak.
• Onda ne olduğunu, bunda ne olduğunu ayırt et.Çünkü, o değersiz biçilmez inci, pek az bulunur.
• Şekle bakarsan dağ, bir la’le göre yüzlerce defa büyüktür.
• Görünüşte elin,ayağın, saçın, sakalın gözüne göre yüzlerce defa büyüktür.
• Fakat, gözünün bütün uzuvlardan daha kıymetli olduğunu sen de bilirsin.
• Gönlüne gelen tek bir düşünce yüzünden de ,yüzlerce cihan bir anda baş aşağı devrilir gider.
• Pâdişahın bedeni de ,görünüşte diğer insanların bedeni gibidir.Fakat yüzlerce asker ,onun arkasından koşar.Onun izinden yürür.
• Sonra ,o pâdişahın şekli ,görünüşü de ,bir gizli düşünce tarafından sevk ve idare edilir.
• Şu sonsuz ,sayısız halka dikkatle bak ,hepsi de bir düşünceye dalmış ,yeryüzünde sel gibi akıp gitmede .
• O düşünce ,halk nazarında önemsiz küçük bir şeydir.Fakat, sel gibi dünyayı sürükler götürür.
• Görüyorsun ki ,dünyada her hüner ,her sanat bir düşünce ile meydana gelmede ,olmadadır.
• Evlerin, köşklerin, şehirlerin, dağların, ovaların, nehirlerin;
• Balığın deniz yüzünden diri olduğu gibi;yeryüzünün ,denizin ,güneşin ,göğün düşünce ile hayat bulduğunu görüyorsun da ,
• Neden körleşiyorsun ,aptallaşıyorsun da beden sana Süleyman gibi büyük; düşünce ,karıca misali küçük görünüyor?
• Neden gözüne dağ pek büyük de ;düşünce fare biri zayıf görünüyor?Neden dağı kurt gibi görüyorsun?
• Dünya, senin gözünde büyüyor ,sana korku veriyor ;buluttan ,gök gürültüsünden ,gökten titriyor ,korkuyorsun?
• Ey eşekten de aşağı olan kişi! Taşın nasıl bir şeyden haberi yoksa senin de düşünce dünyasından haberin bile yok.Sen düşünce dünyasından eminsin ,gâfilsin.
• Çünkü sen bir şekilden, kalıptan ibâretsin;akıldan payın yok.Sen ,insan huylu değilsin ,insan şeklinde bir eşek sıpasısın.
• Bilgisizliğinden ötürü sen, gölge varlığı insan sanıyor,insan görüyorsun da ,bu yüzden sence insan ,bir oyuncak ,değersiz bir varlık oluyor.
• Düşünce ve hayâlin örtüsüz, perdesiz, kol kanat açacağı, bütün sırların meydana çıkacağı kıyâmet gününe kadar dur bekle…
• O zaman dağların yün gibi yumuşadığını, şu soğuk ve sıcak yeryüzünün yok olduğunu görürsün.
• Ezelî, ebedî hayata ve sonsuz sevgiye mâlik olan Allah’tan başka, ne gökyüzü ne yıldız, ne de başka bir varlık görürsün.

iman etmek

Pazartesi, Ocak 16, 2006

iyilik....

Pazartesi, Ocak 16, 2006

BAKARA
(177)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

tüm müslümanlara

Çarşamba, Ocak 4, 2006

MEDİNE-İ MÜNEVVERE'DEN

GELEN BU VASİYETNAMEYİ OKUYUNUZ VE OKUTUNUZ.!!!!!!

BİSMİLLAHİRRAHMANIRRAHİM
Medine-i Münevvere'de Türbe-i Şerif Hatibi Şeyh Ahmet Diyor ki:
Vallahülazim bu vasiyetnamede zerre kadar yalan yoktur". Bir cuma gecesi namazımı eda  edip uyumaya varmıştım.
Harem-i Şerif tarafından;  "Ya Şeyh Ahmet" diye bana bir nida geldi. "Lebbeyk Ya
Rasullallah"  deyip  Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şahsını gördüm.
Rasullallah (s.a.v.) efendimiz şöyle devam etti:  Ya Şeyh Ahmet!... Allah-ü Teala huzurunda  yüzüm kalmadı.  Sanahaber veriyorum ki, geçen cumadan bu cumaya 16000 Kişi  öldü. İçlerinden bir tek Müslüman çıkmadı. Gelenlerin amel defterlerini kara ve sol elinde gördüm. Ya Şeyh Ahmet!... Evvela ana ve babalarına asi  oldular ve zekatlarını men ettiler.Hacı olup haram yemeyi adet ettiler. Herkes nefsinden başka bir şey düşünmedi. Yüzlerinde haya kalmadı.  Dünya malı ile nasip olan
tartılarına hıyanet etmeyi adet ettiler. Ya Şeyh Ahmet!... Benim ümmetlerime haber eyle "Yaptıkları  günahlardan  tevbe ve istiğfar etsinler,namaz kılsınlar, zekat vermesini adet etsinler."
Ya Şeyh Ahmet!...
Ümmetlerime haber eyle, Kıyamet alametleri zuhur ediyor. Hak Teala' ya asi olmasınlar. Çok yakın bir zamanda, 3 gece güneş tutulacak. 3 günden  sonra
mağribten doğup, maşrıka batacak. Kuran-ı Kerim insanların gözüne  gözükmeyecektir. Ümmetime söyle günahlarına tövbe etsinler. >Yakın bir
zamanda İsa (a.s.)'nın inmesi zuhur edecek." Ya Şeyh Ahmet!...
Ümmetlerime haber eyle, Kudret kalemiyle her kim bu vasiyetnameyi bir
köyden bir köye,bir kazadan bir kazaya, bir ilden bir ile, bir devletten bir devlete gönderirse Huzur-u Mahşerde günahları  affedilir. Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)'yı Şahsı ile görmüş olur. Kim vasiyetnameyi işitipte yazmazsa, bir köye veya bir başka yere göndermezse, yüzü kara ola."  Türbe-i Şerif'in Hatibi Şeyh Ahmet 3
defa yemin edip, "Vallahülazim bu vasiyetnamede yanlış bir bilgi verirsem, bu dünyadan öbür dünyaya imansız gideyim" dedi. 15 günde Medine-i Münevvere'de yazılmış olup "TÜM MÜSLÜMANLARA"gönderilmiştir.

selam vermek...

Salı, Ocak 3, 2006

zamanmı değişti yoksa bizmi zamanı kullanıyoruz..

bir zamanlar bir topluma girerken Selamın alekyüm ...... derdik

selam vermiyene insanlar bir acayiip bakardı...

nefes alıp vermek gibi idi selam..

ama şimdi veremiyoruz vermiyoruz..

bir toplumda yüksek sesle Allahhhhh diyemiyoruz,

çekiniyoruz..

bireysel olarak temkinli olmamız gerektiğini düşünüyoruz

oysa biri Allah dediğinde hemen bakarız ona içimizden "ne güzel" veya benzeri konusmaları yaparız

ama ne gariptirki bizim bu bakışımızı o kişi birden yadırgar ve bi an şaşırır..

bu durum hepimizi icin geçerli olabiliyor malesef..

vedalaşırken Allaha emanet ol Selamın aleyküm diyemiyoruz artık..

aslında zaman değişmedi hiç bir zaman

gene 1 saat 60 dakika bir dakika 60 saniye v.b.

demekki biz değiştiriyoruz işimize geleni kullanıyor gelmeyeni zaman deyip duruyoruz..

giriyoruz bir banka şubesine

kadınlar erkekler var işlem yapan..

hepsi cok güzel giyimli şık güzel...

selamın aleyküm diyemiyoruz

desekte alan kişi o nida da yanıtlıyamıyor..

kısık sesle belki ama veremiyor..

iş kuralları prezentabl mı ne ona ters oldu

ters düz ettiler konuşmalarımızı..

ne diyelim cahil aklımla bunlar işte yazdıklarım

umarımki herkes dilediğini yapabilme cesaretini gösterir ve başkalarına da ön ayak olur..

sevgilerle

HIKAYE

Cuma, Aralık 30, 2005



Hz.Davud - Allah (C.C)´in selami üzerine olsun.

Kürsü üzerine oturmus Zebur okurken gözleri yerde sürünen kirmizi bir kurda ilisir ve icinden "Acaba Allah´in bu kurdu yaratmaktan muradi ne ola ki" diye düsünür. Bunu üzerine Allah´in izni ile dile gelen kurt O,na söyle der:

"Ey Allah´in Resulu! Her gün, gündüzleri bin kere - Subhanallahi velhamdülillahi ve lailahe illellahu vellahu ekber (Allah´i noksanliklarinin her türlüsünden tenzih ederim, hamd O,na mahsustur. O´ndan baska ilah yoktur. Allah en büyüktür) demeyi Allah bana ilham etti.
Geceleri ise yine bin kere - Allahümme salli ala seyyidina Muhammedininnebiyyil (ümmiyi) ve ala alihi ve sahbihi ve sellem (Allah´im! Okuma yazmasiz Peygamberin olan Muhammed´e, O´nun soyundan gelenlere ve O´nun sahabilerine rahmet ve selam ihsan eyle) dememi ilham etti. Sen zikrederken neler söylüyorsun banada bildir de istifade edeyim."

Bu sözleri isiten Hz.Davud (A.S) kirmizi kurdu kücümsedigine pisman olur, Allah´dan korkarak O´na tövbe eder ve dergahina siginir.


Hz.Ibrahim (A.S) isledigi bir günahi hatirlayinca bayginlik gecirir ve kalbinin carpintisi (neredeyse) bir mil uzaktan duyulurdu, Allah´in emri ile bir gün kendisine Cebrail (A.S) gelir ve derki:

"Allah sana selam ediyor ve - dostundan korkan bir dost gördünmü - diye soruyor.

Hz.Ibrahim (A.S) Cebrail´e söyle cevap verir;

"Ey Cebrail kusurum aklima gelince ve cezasinida düsündükce dostlugumu unutuyorum"

Iste Peygamberlerin, velilerin ve salihlerin tutumu budur. Ötesi var sen düsün

 

  İslâm'a hizmet etmek, hemen her müslümanın birinci vazifesidir. Hem bu vazifenin de dereceleri vardır. Kimi bütünüyle hizmete girer, kimi yarısıyla, kimi de bir söz, bir cümlesiyle...
  Bütünüyle, yahutta yarısıyla veya bir çeyreğiyle hizmete girenleri şöyle bir yana bıraksak da, sadece bir cümlesiyle hizmet edeni düşünsek, Resûlullah bir cümlelik İslâm taraftarlığına nasıl bakıyor, ona bir göz atsak, ne dersiniz?..
  Geliniz, sizinle İslâm tarihinin bir yaprağına şöyle bir göz atalım, bir sahabinin hatırasında geçen bir cümlelik hizmeti Resûlüllah'ın nasıl karşıladığını inceleyelim. Sonra içinde bulunduğumuz günlerdeki hizmetin derecesini düşünelim...
  Basra'nın seyyidi olan Ahnef bin Kays'a sormuşlar;
  - Sen dört halife devrini de yaşadın, hayatının en mesud hâdisesi nedir, seni en çok sevindiren hangi olaydır?
  Şöyle cevap vermiş:
  - Ben Hazret-i Osman zamanında Kabe'yi tavaf ediyordum. Ansızın elimden birinin tuttuğunu anladım. Dönüp baktığımda Leys'li birinin tebessüm ettiğini gördü. Meçhul kimse bana:
  - Ey Ahnef! Sana bir müjde vereyim mi? dedi.
  Heyecanlandım, "seni dinliyorum" dedim. Leys'li adam şöyle anlattı;
  - Resûlüllah, beni sizin kabilenize İslâm'ı tebliğ etmek üzere göndermişti. Ben kabilenize vardığımda toplanan halka dilimin döndüğü kadar İslâm'ı anlatmaya çalıştım. Ancak, dinleyenlerde bir tereddüt seziliyordu. İşte o sırada sen de dinleyenlerin içindeydin. Benim anlattıklarımı dinleyince, dedin ki: "Gerçekten de sen bizi hayırlı bir şeye davet ediyorsun, tereddüt etmemek lâzım!".
  Bundan sonra halktaki tereddüt gitti. Bana sahip çıkmaya başladılar.
  Ben dönüşte durumu Resûlûllah'a anlatırken:
  - "Ahnef adında biri beni teyid eden bir cümleyle: Gerçekten de sen bizi hayra davet ediyorsun, dedi. Bundan sonra da beni dinleyenlerin itimadı kuvvet buldu, dedim. Senin bu cümleni duyan Resûlüllah ne dedi biliyor musun?
  - Hayır bilmiyorum.
  - Dinle öyleyse, bak Resûlüllah ne dedi? Mübarek ellerini açarak şöyle dua etti:
  - Allah'ım, Ahnef kulunun günahını affeyle!
  İşte sana vereceğim müjde, Resûlüllah'ın, (senin tek cümlelik sözünden sonra) sana yaptığı bu dua mûjdesidir.
  Ahnef der ki:
  - Uzun ömür yaşadım, bir çok mesud ve bahtiyar olaylarla karşılaştım, ama hiç biri beni bu müjde kadar mesud ve bahtiyar kılmadı. Bir ömrü. bu duaya mukabil görmekteyim!
  Ne dersiniz, Ahnef'in tek cümlelik İslâm hizmetine böylesine memnun olup ellerini açarak dua eden Resûlüllah, acaba İslâm'a büyük çapta taraftarlık eden, hizmet veren, malıyla, mevkiiyle fiilen çalışmasıyla destek olanlara nasıl dua eder, memnun olur, hiç düşündünüz mü?

Hakikat Damlaları

Cuma, Aralık 30, 2005

 

Allah'ım! Bana vereceğin nimetler beni yoldan çıkaracak ya da çizgimi değiştirtecekse ben onları istemiyorum. Ne olur, beni altından kalkamayacağım imtihanlara tabî tutma!.

* * *

Allah'ım! Hayrât ve hasenâta Senin ihtiyacın yok; ama ilâhî lütfuna benim ihtiyacım çok!

* * *

Kâmil imana ulaşmak, Allah'a hep yakın durma ve her zaman O'na yakın olma yollarını araştırmaktan geçer.

* * *

Mü'minler kendilerine değil Allah'a güvenirler; “özgüven” dedikleri şey en hafif ifadesiyle bir aldanmışlıktır.

* * *

Hiç katkıda bulunmadığı bir işten dolayı methedilmekten hoşlanmak –Kur'an'ın açık ifadesiyle– büyük bir nifak alametidir.

* * *

Kâmil mü'min olmaya azmedenler kusurlarını duymaktan dolayı rahatsız olmamayı kendilerine bir şiar edinmelidirler.

* * *

Mü'minin namazdan daha önemli işi olamaz; o, namazı kendine takvim yapmalı ve işlerini elden geldiğince ona göre ayarlamalıdır.

* * *

Hayatınızda bir iğne ucu kadar günahınız varsa onu gözünüzde çok büyük görmeli ve “Her şeyi görüp bilen Müheymin bunu bana sorduğunda ne yaparım?” diye düşünmelisiniz. İşte gerçek iman budur.

* * *

“Lime tekûlûne mâ lâ tef'alûn/Niçin yapmadığınız şeyleri başkalarına söylüyorsunuz?” demek, “Madem yapmıyorsunuz, o halde söylemeyin” demek değildir. O, “Madem söylüyorsunuz o halde söylediklerinizi evvela siz yapın” demektir. Onun için insan yapmasa da söylemeli, fakat dediklerini de yapmaya çalışmalıdır.

* * *

Bir çeşit başkalaşan her çeşit başkalaşabilir.

* * *

Yüreklerinde hayatı istihkar duygusunu geliştiremeyenler hep dünyanın kulu kölesi olarak kalır giderler.