sen ve ben -fruvadan alıntı

Pazartesi, Nisan 21, 2008 · Kategori: sevgibagi

hüzünlü bir gündü birbirimizi tanıdığımızda

sen sıkıntıdan ben mecburiyetten cıkmıstık yola

kader bu ya ikimizide karşıkarşıya getirdi.

sen ve ben anlamadığımız bir yola giriverdik.

aradan cok zaman geçti

aslında cok az zaman

ama öyle güzel bir his yumağı oluştuki aramızda

birbirimizi görmeden sadece hissederek sevdik

tanımadığımız bilmediğimiz bir dünyaya sahip olduk

kimsenin bilmediği görmediği hatta anlamadığı bir dünya

bu dünyada sadece sen ve ben vardık.. var da olacağız..

kendimden bile gizlediğim hislerimin olduğunu seni tanıdıktan sonra öğrendim

hic kimseye olmadığım gibi oldum sana

her sıkıştığımda her göğe baktığımda dünyamızın semasını görüyordum

masmavi...

ne bir cesaretim var nede gücüm sana karşı durmak icin

belki cok uzun zaman sonra..

ama icimde öyle güzel duruyorsunki

her daim seni orda hissediyorum

dilimdeki kelimeler parmaklarımdaki kadar hızlı ve net değil

kendimi hep karşında mahcupmu desem bilemediğim bir hisle durabiliyorum

aklımdan geçenleri dilime dökmeye çalışsam elim titriyor ve heyacanlanıyorum

acaba diyorum bu durumu karşısında da göstersem ne düşünürsün hakkımda

belki canlandırdığın ben gördüğünben olamıyabilirim..

ama benim işte..

seni seven senin sevginle icini dolduran

o kadar büyük yüreğim varki

senin sevgini ancak alabiliyorum icime

yazdıklarımı defalarca bile okusam gene söyleyemem sana

ama biliyorumki sende benim hissettiklerimi hissediyor ve beni cok iyi anlıyorsun

sen ve ben cok güzel hislerimizi eşleştirdik...

seni seviyorum...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

cok güzel...alıntı

Pazartesi, Kasım 19, 2007 ·

 9 ay 10 güne kadar ağlamaz
10 yaşına kadar sevimli yaramaz
20 yaşında gençliğinin kıymetini anlamaz
30 yaşında yaşar AMA parası olmaz
40 yaşında anlar ki parasız olmaz
50 yaşında yolun yarısı kaygılanmaz
60 yaşında sağı solu belli olmaz
70 yaşında bir işe yaramaz
80 yaşında duymaz anlamaz
90 yaşına kadar muhtemelen yaşamaz
100 yaşında tarih olur unutulmaz

Yorum (1) Yorum yaz!

burası muştur yolu yokuştur

Salı, Kasım 13, 2007 ·

artık hemen herkes bu türküyü ağıtı bilir..

burası muştur yolu yokuştur giden gelmiyor acep ne iştir..

bizim memelekette o misal oldu artık burası yönetimdir amerika ne derse yerine getirir..

icazet almaza askerlerini hic ettiriri..

 

hani bir netice alındımı ???

onca zaman geçti yalan oyalamamalarla medya aracığılığı ile güncellik değiştirmeyle işi zaman aşımına getirdilre ve yakında hepsi yalan olacak..

yalandan silah güncellemesi yapacaz diyip nuh nebiden kalma paslı silahları alacaklar gene en büyük terör destekcisinden..

askerlik mevzuatını değiştirecekler halk asimile olsu diye.

israilden bişeler alacaklarki bizi daha iyi bilsinler elimizde ne silah var ne eder aşikar olsun diye.

birde düşmana silah vercez alın size para diycez..

gene asker göndercez şehid olcak gelcek... mütemadiyen devam edecek...

 

ne diyelim artık...

Yorum (0) Yorum yaz!

Bedel....

Çarşamba, Kasım 7, 2007 ·

Kimi zaman yapılan hatalar alınan yanlış kararlar sonrasında bir takım kayıplar yaşanırki gayet doğaldır...

Bedeli ödenir neyse kaybedilenden sonra..

Ya memleketimiz????

daha ne kadar acı kanlı bedel ödemeli...

temsilimizi yapanların bizim icin verdikleri her yanlış kararda olayda bedeli gene bize geliyor ve o kadar bedel ödeniyorki artık alışagelmiş duruma dönüşüyor...

Hala ama Hala amerikadan icazet alınan bir durumdayız cok acı hemde cok...

o istemezse olmaz arkadaşım artık anlayın demelerine az kaldı..

yalandan dağı taşı bombalayın medyada bizde gerekirse sustururuzda siz bombalayın ses gelir hem...

eee biz lojistiğinizi sağlayacak parayı gene canını kanını veren canımcım halkımıza yıkarız zamla alırız..

siz keyfinize bakın..

aman ha sakın verilenden başka yere bomba atmayınn cok kızarlar...

bıçağın dayanacağı da kemik kalmadı ama genede canımızı yakmaya devam ediyorlar..

artık ne kadar dayanılır bu duruma bilinmez ama işin kokusu artık geniz deldi..

 

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Gözlerinizi bol bol kırparak dinlendirin

Pazartesi, Kasım 5, 2007 ·

Gözlerinizi bol bol kırparak dinlendirin
Gün boyunca ekrana kilitlenen gözlerde oluşan yorgunluk için Florence Nightingale Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Yard. Doç. Dr. Özgür Artunay gün içinde gözlerinizi 10 dakika arayla dinlendirmenizi tavsiye ediyor. Bilgisayara bağlı göz yorgunluğuna azaltmak için Dr. Özgür Artunay, şu önerilerde bulunuyor:

* Gözlerinizi mümkün olduğu kadar kırpın. Sigara dumanından uzak durun. Direkt kuru hava gözü rahatsız ettiğinden klimadan uzak durun.

* Ekranınızın renk ve parlaklık ayarını ayarlayın ve öyle kullanın. Bilgisayarın monitör ayarında parlaklık düşürülerek göze gelen ışımayı azaltın ve göz yorgunluğunun önüne geçin.

* Bilgisayar kullanırken gözlerin kurumasını ve çabuk yorulmasını önlemek için, göz kırpma sayısını bilinçli olarak arttırın.

* Monitörü göz hizasının 10- 15 derece altına olacak şekilde yerleştirin. Bunun ayarı monitörün üst kenarının göz seviyesinin biraz altında kalmasını sağlayarak yapılabilir.

* Ayrıca 10-20 dakikalık aralar verip uzağa bakın.

* Oturuş pozisyonunuzu ayarlayın ve dik oturun.

* Ekranın zemin renginin açık renk seçin. Çünkü koyu renkli zemin etraftaki açık renkli objelerle (beyaz kağıt, açık renk mobilya) kontrast yapacak ve gözünüzü yoracaktır.

* Belirli aralıklarla ekrandan farklı yere bakarak göz kırpma refleksini normale döndürün.

* Lenslerinizi mümkün olduğu kadar az kullanın ve bakımını iyi yapın. Eğer kuruma varsa yapay göz yaşı kullanın.

* Yaşadığınız ve çalıştığınız ortamlarda havalandırma ve ışığın durumuna dikkat edin. Az ışığın gözü yorduğu gibi yoğun ışık ve kuru havanın da yorgunluk oluşturduğunu unutmayın.

* Kirpik diplerinizde biriken artıkları düzenli sıcak su ile temizleyin. Bu gözyaşınızın da daha sağlıklı olmasını da sağlar.

* Kuru göz hastalığınız varsa bunun için sürekli yapay göz yaşı kullanın.

* Odada aydınlatmada kullanılan ışık kaynağı ne kadar parlak ve size direkt geliyorsa problem o kadar artacaktır. Arkanızdan ve omuz hizanızdan çapraz olarak gelen bir ışık kaynağı kullanın.

* Gözlerde kuruma yaratacak uzun süre bilgisayarla çalışmak, okumak, araba kullanmak, televizyon seyretmek gibi işleri dinlenerek yapın. Televizyon en az 3 metre uzakta olmalı. Okurken ve bilgisayar karşısında 10-20 dakikada bir gözü dinlendirip uzaklara bakın.

Yorum (0) Yorum yaz!

PROF. ÜSTÜN DÖKMENiN ÇOK GÜZEL BiR YORUMU :

Pazartesi, Kasım 5, 2007 ·

"...Çocuğumuz düşüp kafasnı masaya çarpınca biz hemen masayı döveriz,
"he masa ehhhh sen niye orada duruyorsun" diye. Çocuk masa orada durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve büyüdükçe yaptığı her hatayı yükleyecek birini veya bir şeyi mutlaka bulur."
Malum...

Mesela, bizim Balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160 Kilometre hız yaptırdılar. İlk virajda sizlere ömür... Kimin üstüne kaldı?
Makinistin...

Mersin'de bayrağımız yakıldı, yırtıldı. Askere taş attılar, panzere molotof... Memleket ayağa kalktı. Kimin yüzündenmiş?..
İki veled...

Gelene geçene ayran, tost falan satan, kendi halinde sakin bir kasabaydı, Susurluk... İçişleri Bakanlığı, MİT, Jitem, generaller, özel tim polisleri, kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, işadamları... 1000 kişi falan yargılandı. Her şey kimin başının altından çıkmış?
Yeşil'in...

Deprem oldu... 7 vilayette 50 bin kişi öldü. Binlerce bina yıkıldı, on binleri ağır hasarlı. Hepsinin sorumlusu olarak kimi kulağından tutup hapse tıktık?
Veli Göçer'i...

Edirne'de bebeler şakır şakır öldü... Hiç utanmadan biskuvi kolilerine koyup, gömdüler. "Araştırdık, ihmal yok" dediler. Peki neden öldü bu yavrular? Klima'dan...
Dikkat isterim, klimacı bile değil, klima.

Rakıdan öldük. O gün ile bu gün arasında ne değişti?..
Kapağın rengi...

Sanal "sorumlumuz" bile var... Yollarda her gün 20 insanımız heba oluyor.
Trafik Canavarı'ndan...

Dolar patlarsa?
Enflasyon Canavarı'ndan...

Hatta "sorumlu olmayan sorumlumuz" da var... Milli takım oynayıp
yeniliyor. Suçlusu kim?
Takıma alınmayan Hakan...

Domatesleri Ruslara kakalayamıyoruz...
Sinekten...

Deli dana geliyor.
inekten...

Millet hormonlu diye tavuk yemiyor.
Erman Toroğlu'ndan...

Evleri su basıyor.
Yağmurdan...

Ormanlar yanıyor.
Sigaradan...

Gemi batıyor.
Dalgadan...

İyi de kardeşim, uçak neden düşüyor?
Rahmetli pilottan...

Peki bu şartlarda hayatta kalmayı nasıl başarıyoruz?
Allah'tan...

Yorum (1) Yorum yaz!

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz...! Alıntıdır..

Pazartesi, Kasım 5, 2007 ·

Şişli'deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır.

Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde olarak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıt kırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.

İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.

Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.

Sakın bu oyuna düşmeyin!

Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.

Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo&kıro gibi sıfatlar takmayi öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pimiş,yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin, Helal değildir!

alıntıdır

 

Yorum (0) Yorum yaz!

basiretsizlik abidesi ülkemiz..

Cuma, Kasım 2, 2007 ·

yine yürek yakan onlarca şehid...

yine aynı senaryolar topluğu.. değişen tarih isim ..

bir nesil geçme süresi kadar iç içe olunan terörden hiçmi ders alınmadı hiçmi birşey öğrenilmedi..

hani doktorlar bir yaranın sadece kabuğunu iyileştirmek icin değilde kaynağını bulup ona göre tedavi ederler.. gerekirse neşter atarlar..

sanırım bizim bu yara neşterlik oldu..

cünkü yara kaldıkca dibe iniyor ve diğer organlarada sıçramak noktasındadır hatta ki organlara da bulaşmıştır..

Bilinen en belirgin bir şey amerika terör ülkesidir .. terörist yetiştirir sağa sola salar..

şimdilerde ülkemizde terör elebaşı bi kadın var

susun demeye geldi bizim ülkemize kesin..

bizimkiler hala beklemedeler..

kimse onlara hadi gidin ırakı vurun asın kesin demiyor..

Türkiyenin beslemeleri barzani talabaninin enselerine atmasını bildiğiniz bir yöntemle tokat atın ..

hani kral çıplak hikayesi herkes biliyor artık....

bir günah keçisi mi cıkacakda illa amerika vuruyo vurduruyo bizim civanlarımızı diyecek.

sora hakimiyeti dışarda olan meydayada ona yüklenecek ve kıvraklıkla olaylar susturulacak..

artık kendi kararımızı kendimiz alalım.. bedelini nasılsa canımızla paramızla ödüyoruz..

Yeter artık..Yeter..

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Telekomun Grevi

Cuma, Kasım 2, 2007 ·

Türk Telekom (aslında oger telekom) daki grev devam ediyor 2 hafta oldu..

şimdi sinsi bi plan akıllara geliyor bence yada benim aklıma geliyor da diyebilirim...

bunca zaman işler bi şekilde aksamadan yada mevcut durumu koruyarak gidiyor..

şimdi ne olacak???

bunca personelle ayakda durabilen sisteme aksaklığı gidermek icin grevde olanların dörtte biri kadar daha ucuza personel alsak aslanlar gibi ayakda durur ve yola devam ederiz diyebilirler!!!!

sendikacı iş bilen abiler bu ihtimali göz ardı etmesinler yada daha uyanık olsunlar

yoksa pirince giderken eldeki bulgurdanda olabilirler..

cünkü iş kaybı para kaybı demektir ve iş veren bunu kendine koz olarak kullanabilir ki yüksek ihtimalle olacak.

sözüm şudurki birden fevri davranmaktansa akıllıca olmak gerekir cünkü vebali bir sürü insanın ekmeği işi aşı gücüdür..

halk arasında söylenen şu... telekom elemanı 2 milyar maaş alıyor daha ne yapacak.. hani sanki halkın desteği yok gibi ...

biraz pür dikkat......

Yorum (0) Yorum yaz!

Nereden nereye.....

Çarşamba, Ekim 24, 2007 ·

Daha düne kadar ırak başbakanı ve diğerleri Turgut özala " abi bizi kurtar amerikadan irandan sen bilirsin bizi kesecekler doğrayacaklar" diyordu

Özalda onları güzelce besledi korudu kol kanat oldu.. damızlık gibi yaptı..

Şimdi????

Besledik bırak gözümüzü ciğerimizi yüreğimizi alıyorlar???

Bu iş bir düzeneğin devamı gibi gözüküyor..

Özal besledi içimize aldı Talabani Barzani de bizi içimizden bu denli vurdu..

Şimdi ki kişilerde aynısını yapıyor tekerrürden ibaret sanki..

hatta ve hatta tuzu biberiolacak nitelikte pazarlığa biz oturabiliriz deniyor.???

uçan kuşun kanat çırpışlarından haberdar olan devlet bı aşikar acı gercekleri nası görmüyor üstüne gitmiyor akıl sır ermez bir durum..

kim kiminle pazarlık yapacak askerleri alacak??

nerden tanıl gider neyle gider o pazarlık yerine pazarcı kişilere ???*

gerçi yıllar evvel de sanırım refah partisi vekili o kişilerle boy boy resim cektirmişti

burdan bir yola cıkarsak ??? elimize ne gelir..

bizim oy verdiğimiz kişiler belkide onlarla can ciğer kuzu sarması mıdırlar??

ne acı bir tablo..

Ortada onca şehid var alınan yapılan  nedir..??

yalandan askeri konvoyları orya gönder yok olmadı ordan al burya gönder olmadı burya???

Kat'î bir netice cıkaracak kişi varsa orasından öper bu millet.........

ama nafile olan olacak gene buda kaderimiz dedirtilecek...

 

 

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »